Kitapların içeriğinin önemli olduğu kadar isimleri’de önemlidir, okuma oranın düşük seviyede olduğu ülkelerde okuyucuyu kitaba çekmek için birtakım yollara başvurulur.
Bunlardan biri de kitaba verilen isminin etkilleyiciliğidir. Okuyucu kitabın içeriğinden önce kapağına ve ismine bakar, kitapla ilk teması bu iki öğe üzerinden olur. A. Can Türker’in yazdığı Akis yayınlarından çıkan’ Kitap Okumanın Zararları’ isimli kitap işte bu iki öğeden birini içine alarak ismiyle okuyucunun dikkatine çekmeyi başarıyor.
Kitabı elinize alıp karıştırmaya başladığınız da , kitabın yazarının iyi bir okuyucu hatta kitap kurdu olduğunu yazdıklarından öğrenebiliyorsunuz. Peki bu kadar çok kitap okuyan biri neden kitabının ismini ‘Kitap okumanın zararları’ olarak koymuş olabilir ya da kitap okumak zararlıysa o zaman yazar neden kitap yazarak bu zararlı işe alet olmuştur sorusu aklınıza takılabilir. Büyük olasılıkla yazar burada allegorı yapmak istemiştir. Kitabın ismi altından dışa vurmak istediği şey, okuduklarından derlediği bilgileri okuyucuyla paylaşmak isteğidir, yazarın yazım sürecini ve neden yazdığını kitabı okuduğumuzda anlayabiliyoruz, yazar bir hesaplaşmaya girmiştir, daha doğrusu girmek istemiştir, ama bu hesaplaşmada sıkça kantarın topuzunu kaçırmıştır. Yazar kitap okumanın zararlarını kendi entelektüel bilgisiyle aktarırken, yine kitap okuma üzerinden aydın eleştirisine dalarak, birileriyle hesaplaşmak istemiş ama hesaplaşırken kullandığı araç ve gereçleri iyi seçememiştir. B. Rahmi Eyüboğlu’nun ince esprilerle örerek yazdığı aşk temalı ‘Bütün kitapları yakmalı’ s. 101 adlı şiirini alarak Bedri Rahmiyi kendine paravan yapan yazar, ikinci dünya savaşında meydanlarda kitapları yakan nazi askerlerini ne çabuk unutmuştur.
Yazar kitap okumak yerine farklı birşeyler yapmayı önerirken örneğin kendi ruhumuzu dinlemek gibi yöntemleri gösterirken, peygamberlerin ‘Çok azının kitabı vardı’s.151 K.O.Z diyerek de kendince bir çıkarsama yapmıştır. Kitap okuma eyleminin yersizliğinden bahseden yazar ardından’’ İlahi ilk emir olan ‘ikra:yaratan Rabbin adıyla oku’’ anlamını içerdiğinden vahye dayalı okumaları ayırt etmenizi salık veriyorum’’s.113 diyerek ilahi kitapların okunması gerektiğini vurgulamıştır! Yazar kafası karışık bir biçimde yazmaya devam ederek, kitap okumanın zararları üzerinden okucuya yeni bilgiler sunmak istemiştir. Kitapların zararı üzerinden Troçki’nin ölümünü temel fıkralarına taş çıkartırcasına anlatmaya çalışan yazar, kendi oluşturduğu bu anaforda debelenip durmuştur. Kitap okumanın zararını onlarca kitap okuyarak ve yine bir kitap aracılığıla paylaşmak isteyen yazar daha en başında kendisiyle çelişir bir durumdadır. Yazar kitabında nedense hep batılı yazarlardan dem vurmuştur, ve onlar üzerinden bir hat çizerek yargılara varmış eleştirilerde bulunmuştur. A. Can Türker’in kitabını okurken, aslında kitap okumanın önemini bir kez daha kavradım, aklıma Zeyd b. Rufi’a tarafından kurulan İhvanü’s- Safâ hareketi geldi, İslam ansiklopedistleri olarak da ünlenen bu topluluk ilmi bilgilerini ansiklopedist bir tarzda yazarak insanlara ulaştırmaya çalışmış, emek vererek ilmek ilmek, düşüncelerini insanlarla paylaşmıştır. Ya diğerleri, Üstad’ı okurken aldığımız lezzet, yüreklere serpilen su, ruhların ümidine koşan bir serçe kuşu misali, onu okumaktan kim vazgeçirebilir bizleri, daha adını unuttuğumuz onlarca isim var kitaplarını okurken bambaşka iklimleri yaşadığımız. A. Can Türker kısaca herşeyi kitaplara indirgemimizi sosyal hayatta yaşamın içinde de birşeyleri var edebileceğimizi ve yaşayarak da birçok şeyi öğrenebileceğimizi savunmaktadır, ve bunda’da haklıdır. Ama yazar bu hesaplaşmada silahı kendine doğrultmuştur. Kitap okumalıyız hem de A. C. Türker’den daha fazla...