Reyting rekorları kıran, Fenerbahçe hatta Milli Takım maçlarını bile geçen Yaprak Dökümü, Dudaktan Kalbe ve Menekşe ile Halil dizileri Melek Gençoğlu ve Ece Yönenç adlı iki yakın arkadaşın kaleminden çıkıyor. Her bölümde hem izleyeni hem de oyuncuları ağlatan senaristler diziyi yazarken ve izlerken ellerinde mendil olduğunu söylüyor
Ali Rıza Bey, Necla, Leyla, Fikret, Ferhunde’nin hikayesinin anlatıldığı Yaprak Dökümü adlı diziyi elinde mendil olmadan izleyen var mı? Ya Dudaktan Kalbe’yi veya Menekşe ile Halil’i? Hem oyuncular ağlıyor hem izleyenler... Bu sene Şampiyonlar Ligi’nde başarıdan başarıya koşan Fenerbahçe’nin maçlarını bile geçen Yaprak Dökümü, reytinglerde bayrağı kimseye kaptırmıyor, diğer programlara nal toplatıyor.
Bu üç dizinin senaryosunu yazan iki yakın arkadaş; bir çocuk annesi 45 yaşındaki Ece Yönenç ve iki çocuk annesi 49 yaşındaki Melek Gençoğlu. İki kadın çocukken okudukları Reşat Nuri Güntekin’in eserlerini birer diziye çevirdi, milyonlara izlettirdi. ‘Hayatımızda dizideki hikayelerdeki gibi entrika yok’ diyen Gençoğlu ve Yönenç, her gün sabah saat 09.00’da evde buluşup akşama kadar senaryo yazıyorlar. İşte onların hikayesi...
Herkes bu diziyi izlerken hüngür hüngür ağlıyor. Siz ağlıyor musunuz?
Ece Yönenç: Bolca ağlıyoruz. Biz abarttık; düşünürken, senaryoyu yazarken, izlerken de ağlıyoruz.
Ailenizden diziyi izleyip, ‘Bizi yine ağlattınız’ diyen var mı?
Melek Gençoğlu: Her bölümden sonra telefonlar başlıyor, arkadaşlarım arıyor. ‘Mahvolduk yine, yeter’ diyorlar. Eşim ve oğlum gözleri dolu dolu izliyor.
E.Y.: Benim en hakikatli izleyicim ablam, çoğu zaman ağlayarak arıyor.
Üç dizinin; Yaprak Dökümü, Dudaktan Kalbe, Menekşe ile Halil’in senaryosunu yazıyorsunuz. Bir de biten Aşk Yeniden vardı... Gece-gündüz çalışıyor musunuz?
M.G.: Çok yoğun bir tempoda çalışıyoruz. Haftanın üç gününü tretmanlara, diğer üç gününü ise senaryolara ayırıyoruz. Bir gün de dinlenmeye çalışıyoruz. Her sabah saat 09.00’da buluşup, tretmanları yazıyoruz. Sonra senaryoları paylaşıp ayrı ayrı yazıyoruz ve sonra birleştiriyoruz.
‘KİTABINI YAZIN’ DİYEN VAR
Yaprak Dökümü ve Dudaktan Kalbe’yi ne zaman okumuştunuz?
M.G.: Ortaokulda okumuştuk.
E.Y.: ‘En son ne zaman okudun’ derseniz, her gün okuyoruz. Sürekli elimizde, bir cümle bir fikir veriyor. Diziler uydu nedeniyle Azerbaycan’da da çok izleniyor, bir izleyici dizinin internet sitesine ‘Bu çok güzel bir dizi, inşallah bunun kitabını da yazarsınız’ demiş.
Nereden aklınıza geldi bu iki hikayeyi dizi yapmak?
E.Y.: Elmavizyon kanalında yöneticilik yapıyordum, bir programın montajında Yaprak Dökümü’nün tiyatro haberini ve Bennu Yıldırımlar’ı gördüm. Oradan çağrışım yaptı.
M.G.: Dudaktan Kalbe ise yapımcının aklına geldi.
Daha önce de eserlerden uyarlamalar yapıldı. Nedir sizin başarınızın sırrı, senaryoya gözyaşlarınızın karışması mı?
M.G.: İşimizi çok seviyoruz. Farkında olmasak da çok disiplinli çalışıyoruz.
E.Y.: Birbirimizi çok iyi tanıyoruz, çevremizi iyi gözlemliyoruz. Diziye başlamadan önce karakterlere ilişkin her türlü detayı konuştuk. Kendimizi karakterlerin yerine de koyuyoruz.
BABAM ALİ RIZA GİBİYDİ
Dizide sizin hayatınızdan hikayeler var mı?
E.Y.: Olmaz mı? Mesela kitaptaki değil ama dizideki Ali Rıza Bey babama çok benziyor. Her akşam oturulan aile sofrası evimizdekine çok benziyor. İster aç ister tok olun yemek saatinde evde olmak zorundaydık. O zaman illallah diyorduk, babam subaydı, eve girmek için bir kış, bir yaz saatimiz vardı. Şimdi düşünüyorum ki tüm aileyi bir araya toplayan güzel bir adetmiş. İnsanların yazdıkları maillerden anlıyorum ki o masa herkes için çok önemli. Düşünsenize pek çok kişinin evinde o masa şimdi yok. Bayramlarda bile buluşamıyoruz. Bu işe başlamak istememizin en büyük sebebi aslında şu anda herkesin evinde bir yaprak dökümü yaşanması. Kimi farkında, kimi ise alışmış farkında bile değil.
M.G.: Pek çok şey var. Örneğin Fikriye’nin kayınvalidesi Cevriye Hanım... Kayınvalidem öyle değil ama yakın çevremizde pek çok Cevriye var.
Menekşe ile Halil tamamen sizin özgün senaryonuz...
E.Y.: Bu dizinin orijinal hikayesi Elif Şafak’a, bölüm hikayeleri bize ait.
Siz ne izlersiniz?
M.G.: Hiçbirini izlemiyorum. Seyirci gibi izleyemediğim için iş gibi geliyor.
E.Y.: Her başlayan işe bakıyoruz ne yapılmış diye. Bıçak Sırtı ve Elveda Rumeli’yi birkaç kez izledim, çok beğendim. Pek çok dizi var ki seyrederken diyalog düzeltiyoruz. Geçen bir film izledim, iki final var ama ikisini de beğenmedim. Gece uyurken rüyamda sabah kadar o filme final yaptım.
Sırada başka bir eser var mı?
M.G.: Halit Ziya Uşaklıgil’in eseri Aşk-ı Memnu’yu diziye uyarlayacağız.
E.Y.: Aslan gibi genç kızlarız, daha yapacak çok işimiz var.
Yıllardır birlikte çalışırız bir gün kavga etmedik
Senaryo işine nasıl bulaştınız?
Ece Yönenç: Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde okurken, öğrenci olayları nedeniyle okulu bıraktım. Aklımda hiç senaryo yoktu ama hep bir şeyler yazardım. Yazı yazarak para kazanacağımı düşünmezdim. Kandemir Konduk ile tanıştım ve senaryoya başladım.
Melek Gençoğlu: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü’nü bitirdim. Sonra bir şirkette muhasebe bölümünde çalışmaya başladım. Orada eşimle tanıştım, evlendim... Aslında hep bir şeyler yazardım. Sonra bir arkadaşımın aracılığıyla Kandemir Konduk ile tanıştık. Onun senaryo ekibine katıldım.
Kaç yıl oldu?
M.G.: Bundan 15 yıl önce Kandemir Konduk’un yazar ekibindeydik. 11 yıl Mahallenin Muhtarları’nı yazdık.
E.Y.: Sonra arkadaşlığımız devam etti. Çalınan Ceset, 24 Saat, Zeynep gibi dizileri yazdık. Çok iyi anlaşıyoruz. Görmesek birbirimizi özleriz.
Senaryo kursu veriliyor, o kursa dört hafta gidip de senarist olunur mu?
E.Y.: Aslında Kandemir Konduk’un bir tanımı var; ‘Sol tarafa hareket, sağ tarafa diyalog yazacaksınız’ diye. Aslında bu kadar basit. Ama bunun matematiği, kurgusu zamanla edinilecek bir şey. Diyalog çok önemli.
M.G.: Düşünmek ne kadar özgürlükse, yazmak da o kadar özgürlük. Ama bu senaryoysa onu izlettirmektir mesele olan.
O kadar yazıyorsunuz, neden oynamayı da düşünmüyorsunuz?
E.Y.: Menekşe ile Halil’in birinci bölümünde gerdek bohçası bekleyen yengeleri oynadık. Çünkü çekimler Berlin’deydi, yengeleri oynayacak oyuncuların vizesinde sorun çıkmıştı, biz de gitmiştik oraya, biz canlandırdık.
M.G.: Mahallenin Muhtarları’nda Temel rüyasında çirkin bir kızla evlendiğini görüyordu. O kadını ben oynadım. Kaşlarımı Recep İvedik’in gibi birleştirdik, yüzüme benler yapıldı. Bir de aynı dizide Şirin’in jinekologunu oynadım. Oyunculuk zevkli ama benim işim daha keyifli.
Kaybettiğim eşime olan aşkımı dizi yapabilirim
Sizin hayatınızdaki yaprak dökümleri neler?
Ece Yönenç: Eşimi çok genç kaybettim; ben 29, o 37 yaşındaydı. Eşimi kaybettim, mutlu-mesut yaşarken kalp krizinden vefat etti. İşadamıydı. Eşim öldüğünde oğlum Ali altı yaşındaydı.
Büyük bir aşk mıydı?
E.Y.: Hem sevgili hem de çok yakın arkadaştık. 19 yaşındayken evlendim. Uzun vadeli planlar yapıyorduk, yaşasaydı 100 yıl evli olurduk. Ama her şey birden bire değişti.
Nasıl tanışmıştınız?
E.Y.: 19 yaşındaydım, üniversiteyi kazanmıştım ve evden uzaklaşmak istiyordum. Ailem engel olmak istemişti başka bir şehre gitmememe. Bir gün Caddebostan sahilinde kürek çekiyordum öfkeli öfkeli. Bir yandan da yaşadıklarımı arkadaşıma anlatıyordum. Eşim de sürat motoruyla su kayağı yapıyormuş. Ben görmüş ve ellerini bırakarak bizim sandala oturdu. Hayatında yaptığı en büyük serserilikti. Kavga ederek tanıştık. Bütün öfkemi ona kustum, o ise günlerce özür dilemeye çalıştı. Ben yine de gittim Ankara’ya.
Sonra?
E.Y.: Öğrenci olayları nedeniyle okulu bıraktım. Annemin bize imzalattığı senetler vardı ‘25 yaşından önce evlenmeyeceksiniz’ diye. Çünkü ablam çok erken evlenmişti. Ama 19 yaşımda evlendim.
Aşk hikayenizi dizi yapmayı düşünür müsünüz?
E.Y.: Olabilir, o da bir terapi aslında... Ölümler acı ama daha çok şaşkınlık. Eşimin arkasından hissettiğim çok büyük şaşkınlıktı.
Sonra evlendiniz mi?
E.Y: Aşık oldum ama evlenmedim.
Fenerbahçe reyting için Ali Rıza Bey’i transfer edebilir
Dizinin reytingi Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ndeki maçlarından bile daha yüksek. Fenerbahçeli misiniz?
Melek Gençoğlu: Ben Galatasaray taraftarıyım.
Ece Yönenç: Ben eşim ve oğlumdan dolayı Beşiktaşlıyım.
Fenerbahçe Cumhuriyeti’nin reytingini bile geçtiniz.
E.Y.: Biz Ali Rıza Bey’e ‘Alex Rıza’ diyoruz. Herhalde Fenerbahçe bizim Ali Rıza Bey’i takıma transfer etmeye çalışacak reyting gelsin diye.
Ya transfer olursa...
E.Y.: Ali Rıza Bey bu takımı bırakıp hiçbir yere gitmez.